Aylık Arşiv: Ekim 2016

ÖLÜ SEVGİLİ MÜZEYYEN ‘E /2.

Bir kadın anlamak ister; anlarken de anlaşılmak. Gözlerinin en derinliklerine bakarken içten içe bir yol çizer gönül gözünden yüreğine. Usulca orada biriktirir; heyecanlarını, sevinçlerini, mutluluklarını. Bir kadın sevmek ister, severken de sevilmek. Dilden yüreğe kazıdığı o engebeli yolun sonuna sadece güzel dileklerini istiflemek ister. Tıpkı bir karınca gibi. Çalışır. Öteki kışı göremeyeceğini bilmeden. Aşkının ne kadar süreceğini bilmeden; incinmekten korkarak çalışır titrek yüreği ile kadın. Ve en büyük yıkımı

Devamı

ÖLÜ SEVGİLİ/ MÜZEYYEN’E

Müzeyyen’e… 1. Sen gittin. Sen gidince ben kaldım mı? Ben de gittim. Sevdam ile birlikte hayat yazgımın en tomurcuk halleri gitti. Yüreğimin mum ışığına dönmüş en titrek halleri gitti. Yalnızlığım da gitti. O bile dayanamadı benim esrik hallerime. Elleri kelepçeli bacakları kanlı küçük yosmalar da terk etti. İçimdeki tüm benler birer birer gitti. Dört yıl oldu. Su gibi değil mi? Oysa zamanın kıymetini en çok sen bilirsin kıymetsiz zamanlar içinde. Elindeki kadehin içindeki ölüm şerbetini

Devamı

YALNIZ KADIN

Dalda, yerden bulduğu kırılmamış cevizi inceliyordu.Farklı açılardan cevize derin derin bakıyor ,nasıl içine ulaşacağının hesabını yapıyordu.Kış ayı kendisini iyice hissettirmişti.Yazın yapraklardan oturacak yer bulamayan kargalar şimdi çırılçıplağa dönen kuru dallarda zıplıyor,o dal benim bu dal senin arkadaşlarıyla keyfini çıkarıyordu.Sokaklar,caddeler gelin edasıyla beyaza bürünmüştü.Bembeyaz sokakta çeşitli yaş grubundan çocuklar! Kartopu oynuyordu.Bu yaş yelpazesi beş ila hemen hemen altmış yaşa kadar açılıyordu.Kargalı

Devamı

MUM KADIN

Mumdan kadının fitili yere sarkmış,yanına usulca yaklaşacak ateşin şehvetiyle yanıp,erimeyi bekler.Önce saçları tutuşacak,yıllardır ağladığı hüznün imgeleri ateşi söndürmeye yetmeyecek ve gözlerine bulaşacak,ordan da adını sayıkladığı dudaklarına inecekti.Bir kadın daha işte böyle eriyip gidecekti.// Melda Zirek

Devamı

Kırmızı saçlarındı beni güldüren.//Melda Zirek

Kırmızı saçlarındı beni güldüren... Sen ,benim olmak isteyip de olamadığımsın... Teyzem... İstanbul'da Ermeni ve Yahudilerin ağırlıklı yaşadığı Kurtuluş Pangaltı'da yaşıyormuş.Öyle söylemişti bir gelişinde.İstanbul'u anlata anlata bitiremezdi.Beyoğlu Tünel'den aldığı kürkün üzerindeki duruşundan,akşam meyhaneye gittiğinde sevgilisinin omuzlarından alırken nasıl da hafiflediğini,sandalyeye usulca koyduğunu,sigara kokusunun sinmemesi için o akşam az içtiğinden bahsederdi.Teyzem sevgililerini de

Devamı

Hüzünlerim//Melda Zirek- Jöle Kadınlar

Hüzünlerim... Onlar terk etmedi beni ,yanımdaydı. Ateşli gecelerimde su içerken ; Sokakta yürürken hiç tanımadığım nerede yaşadığını, ne yaptığını bilmediğim delikanlılara utanarak bakarken hüzünlerim hep yanımdaydı. Elime bir dergi alıp sayfaları karıştırırken, yeni çıkan bir cd yi dinlerken, akşam koltuğa kurulup televizyon izlerken, bir arkadaşla sohbet ederken hep yanımda. Her insanın üzerinde belli belirsiz ince bir zar oluşur zamanla. Oysa ki doğduğumuzda tamamen korunaksız, masum, ham bir bedenle dünyaya geliriz. Hiç

Devamı

RESTORAN-II

PART -II Birden gözleri doldu.Uzun zamandır bu duygudan mahrumdu.Manasını çözemedi.Neyin nesiydi bu şimdi.Menü henüz gelmemişti.Acılı patatesten yemiş olsa belki gözlerini yaşartmış olacaktı.Ama değildi.Bakışları nedense yemek yiyen adama takılı kalmıştı ve kendisini bir türlü alamıyordu.Yabancıydı.Tanımıyordu.Ama bildikti.Damağında kekremsi bir tat vardı.Sanki restaurantta değil de başka bir mekanda sadece ikisi karşılıklı masada oturmuş,sohbet ediyorlardı.Ortada duran şamdanı yakmaya çalışan garsonu engellemiş,cebinden

Devamı

RESTORAN/ JÖLE KADINLAR

Part- I. Restorana giden iki kapı vardı.İki kapıya giden iki merdiven.İki merdivenin iki yanına ikili şekilde yerleştirilmiş kasımpatılar.Kasımpatıları ikiye bölen hüzün ve sevda rüzgarları vardı.Abartıdan uzak,kendi halinde bir restoran.Mazbut,sade,sıcak.Masalara ikili şekilde yerleştirilmiş ahşap,oymalı sandalyeler.Fransız sokağını aratmayacak tarzda,adeta Van Gogh'un sanat sokağı resmi havasında bir manzara. Sağ merdivenden yukarı sırtına yalnızlığının yükünü almış güç bela çıkmayan çalışan bir adam çıktı.Attığı

Devamı

HAZ

“ Bugünkü insanlık kelimelerle kavga ediyor.Bugünkü teknolojinin konforu var ama yitip giden bir şey var.O da HAZ.Bugünün hazzı yok.Soyut bir kavram olan mutluluğu somut kriterlere çevirmeye çalıştıkça doğruluk ekseninden uzaklaşıp,başka yönlere saptık.Tekil olan dünyanın içerisine milyonlarca dünyacıklar sığdırmaya çalıştık.Ve her birini maddiyatla adlandırdık.Eskiye özlem arttıkça yenilerini kurmaya ve içi boş dünyacıkların hazsız keyfini sürmeye devam ettik.Sevinçlerin yerini korkular,telaşlar,yalnızlıklar almaya

Devamı

SUSUZ BİR YOSUNUM

Susuz bir yosunum iri kayaya sıkışan. Havadan dalgalar çarptıkça köpürüyor kaygan bedenim.Bir iki sert dalga daha çarparsa kurtulurum belki beni ezen eriten kayadan. Geceler olur, gündüzler homurdar yerine geçmek için. Bal kokulu sabahlar çöker kollarımın arasına.Ellerim kaygan, yorgun, tırtıklı…Bekliyor yalnız yaklaşan geceyi. Sessiz çığlığımla birlikte eleleler… Bazen kanırtasım gelir içimi.Yakasım.Ateşleyip,fitillleyip,pini çekesim.İçimdekilerin dışarı çıkması için patlamaya hazır içi dolu anı ve hüzün torbasının

Devamı