Boşluk- Melda Zirek

Boşluğu doldurabilecek en güzel şeymişsin. Bunu boşlukta yüzerken anladım. Boşlukta yüzen adam; sana hediyem olsun:

Kollarını daha da gererek açtı, yere paralel getirdiği anda havaya sabitledi. Gözlerini sımsıkı kapayıp, rüzgârın sesini dinlemeye başladı. İnce bedenini yay gibi gerip hafif arkaya doğru eğdi. Rüzgâr dengesini bozmaya çalıştıkça daha da gerildi, gerindi… Bir süre sonra kaslarındaki acıyı hissetmemeye, yerine acıyla karışık tarifsiz bir haz almaya başladı. Bedenine dik duran kollarının uyuşmasına aldırış etmeden rüzgârı dinlemeye devam etti. Ruhu bulunduğu yerden uzaklaşmış, bilmediği bir yere doğru yolculuğa çıkmıştı.
Adımları arka arka gitmeye başlayınca ilerlemediğini, geriye doğru gittiğini fark etti. İlk noktadan uzaklaştıkça havada asılı bekleyen yaydan adama kısık gözlerle baktı ve fısıldayarak “döneceğim” dedi.
Çıplak bedenine aldırış etmeden ve rüzgârdan etkilenmeden, üşümeden, korkmadan, utanmadan uzaklaştı. Yaydan adamı kontrol etmek için ardına bir kez daha baktı ve gitti. Ters adımlarla geriye doğru giderken, ardında bıraktıklarıyla karşılaşmaya başladı. En son bu sabah eşiyle kavga etmişti ve hatanın büyük çoğunluğu karısındaydı. Onunla karşılaştı. Çıplak bedenine ürperti geldi. Tartıştıkları mevzunun ne kadar gereksiz olduğunu karısının yüzüne kusmak istediyse de bedeninin geçersizliği karşısında kahroldu. Karısına olan zaafı yüzünden hep susmuş, yutkunmuştu. Haklı bile olsa karısı mutlu olsun diye haksız konuma düşmekten çekinmemişti. Kaprislerine yenik düşmüştü. Aşkı için gururunu örseletmekten gocunmamıştı. Yapacak bir şey yok, bir dahaki sefere telafi ederim, yeter ki karım mutlu olsun diye söz verdi. Ve uzaklaşırken haksız da olsa karısından “özür” diledi.
Bedenindeki gözeneklerin, çıplaklığın ve rüzgârın etkisiyle açılmaya başladığını ve nefes aldığını hissetti. Yürüdükçe daha da hafiflemeye, uçarmışcasına yere parmak uçlarını zorla değdirerek sekmeye başladı. Neler olup bittiğinin muhakemesini yapmak istemiyor, hiçbir şeyi sorgulamadan başına gelen bu bilinmedik durumun keyfini çıkarmak istiyordu.
Gözenekleri açıldıkça, var olduğunu anladıkça, yokluktan çokluğa doğru yön değiştirmeye başlayan pusulanın ibresine baktıkça yüzünde tebessüm oluşmaya başladı. Bu belirsiz surat ifadesinin ne anlama geldiğini bilmeden hayretle ve de korkusuzca gerisin geri yürümeye devam etti. Kendi bölgesinden uzaklaşmış, bildik ama bir o kadar da yabancı yollarda çıplak bedeniyle sallana sallana yürüyordu. Yürüdükçe sarkan uzuvlarına keyifle bakıyordu. Ters istikamette giden insanların onu aldırış etmemesine o da aldırmıyor, çıplak bedenine arada dokunarak var olduğunu kendisine hatırlatıyordu.
Hafifleyen bedenine ağır gelen bir şeyler vardı. Arada ayaklarıyla yere sağlam basmaya çalışıyor, tökezleyince kendisini yerde buluyordu. Boş gözlerle etrafa gülücükler atan suratında ekşime olmuş, kaşları çatılmıştı. Düştüğü yerden kalkarken üzerine bulaşan çalı-çırpıyı temizlemiş, çizilen yerlerindeki kanı silmişti. Tüm gözenekleri açıktı ama zor nefes alıyordu. Anlayamadığı, mana veremediği bu karartılı mevzunun bir an önce ortaya çıkmasını istiyordu.
Çalılıkların içine oturdu. Vücuduna batan taşa, toprağa aldırış etmeden düşünmeye başladı. Uzun zamandır kendi başına kalıp düşünmemişti. Yalnızlığın keyfini çıkarmak istiyor gibiydi. Tarifsiz bir keyifle düşünüyordu. Üstelik çıplaktı, koskocaman ormanda. Çıplak bir adam, çıplak düşünceleriyle çırılçıplak yalnızlığın keyfini çıkartıyordu. Sabitliğin arasında hareket eden bir böceğin üzerine doğru geldiğini fark etti. İşaretparmağını başparmağının ortasına yerleştirip fiske yaparak böceği uzaklaştıracaktı ki son anda vaz geçti. Böcek önce hızlı sonra da ağırlaşan adımlarla bacağına çıkmaya çalıştı. İnce bacaklarıyla üzerinde gezinirken adamda önce tiksinti hissi uyanıyor, ardından da kendini minik böceğe teslim ediyordu. İşaretparmağını yaklaştırıp üzerine çıkmasını sağladı. Böcek
başta sendeledi. Rotasını değiştirdi. Parmağıyla önüne set çekince direnemeyip parmağında buldu kendisini. Adam böceği kendi göz hizasına getirdi, uzun uzun incelemeye başladı. Üzerindeki beneklere baktı. İçi tuhaf oldu, hafif midesi bulandı. Sert kabuğuna dokunmaya çalışınca, parmağından koluna doğru hızla ilerleyen böceği durdurmak için avucunun içine hapsetti. Tekrar düşüncelere dalmak, yalnızlığının keyfine varmak istiyordu. Ama artık yalnız değildi. Ne saçma diye geçirdi içinden. Ufacık bir böceğin varlığından ne olur ki! Tekrar çalılıkların üzerine uzandı. Olmuyordu. Böcek, terleyen avucunun içinde sürekli dolanıyor, düşünmesini engelliyordu. Çıplak bedenine yapışan çalıları bu defa temizlemeden kalktı. Öfkelenmişti. Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide duruyordu. Ne yapacağına karar vermeliydi. Hayatını bağışlayıp onu serbest bırakabilirdi. Böylelikle hem böcek yaşamaya devam edecekti, hem de adam rahatlıkla düşünmeye devam edebilecekti. Öfkesi, merhamete yenik düştü. Geldiği yoldan tekrar dönerken, avcundaki böceğin tiksintisi, karısının tiksintisine karıştı. Karısıyla tartıştığı noktaya tekrar gelmişti. Bu defa bağışlanmak yerine bağışlayıp bağışlamayacağının muhakemesini yapmaya başladı. Karısının gözlerine baktıkça giderken hissettiklerinden bir nebze dahi kalmadığını fark etti. Yüreği boşalmıştı. Bedenindeki gözeneklerden sonra yüreği de nefes almaya başlamıştı. Özür dilemesini bekleyen karısının diktatör bakışlarına aldırmadan yanından sessizce geçti. En ufak bir sarsıntı yoktu yüreğinde. Sadece avucunun içi kaşınıyordu. Kendisini hatırlatan böceğe ne yapacağı konusunda karar vermek için oradan uzaklaştı. Şaşkına dönen karısının ifadesiz bakışlarına aldırış etmeden yürümeye devam etti.
Bedeni daha da hafiflemişti. Rüzgârın sesini dinleyen adamın yanına gitti. Yay gibi gergin bedeniyle, kollarını havaya kilitlemiş adamın içine tekrar girdi. Bedenine dik duran kollarının uyuşmasına aldırış etmeden tekrar rüzgârın sesini gözlerini kapayarak dinlemeye başladı.
Rüzgâr dindiğinde kendisine gelen adam ellerinin açık olduğunu fark etti. Avucundaki böcek gitmişti. Sevinmişti. Öfkesinin kurbanı olup öldürmediği için mutlu olmuştu. Gözlerini tekrar kapayıp düşünmeye başladığında tek hatırladığı böceğin benekleriydi…

Bunları da sevebilirsiniz.