KARADUL/ MELDA ZİREK

KARA DUL

Ağdan ördüğü çarşafı yatağına özenle sermiş, bekliyordu eşini. Planlı değildi, genlerine gizlenmişti. Katil diye nitelendirmiyordu kendisini. Doğaldı, gerçekti. Onun hakikatiydi. Az sonra kapı çalacak, yorgun argın gelen avını içeri alıp, biraz sohbet edecek sonra da doğru yatak odasına gideceklerdi. Birçok elleriyle teker teker eline yüzüne, tüm bedenine dokunacaktı. Erkeğinden kat be kat büyük olan cüssesiyle onu yatağa devirecekti. Hint kokusuna benzer ağdalı bir tütsü kokusu sımsıkı kapatılan pencereden içeri sızmaya çalışacak, burnuna dolan koku karadulun sinirlerini bozacaktı. Ağına kilitlediği avıyla keyifli vakit geçirirken, davetsiz şekilde sızan sinir bozucu koku ruhunu ve bedenini kaskatı kesti.
Kapı çalındı. Kara dul tüm hazırlıklarını eksiksiz tamamlamış olmanın verdiği özgüvenle, ağır adımlarla kapıya yaklaştı.Özenliydi.Güzeldi.Cazibeli ve şehvet uyandırıcı cinstendi.Kızıla çalan elbisesiyle daha da albeniliydi.Av karadulun kara ününü bilerek çalmıştı kapısını.Yüreğine söz dinletememiş sonunun hüsranla biteceğini bile bile ayakları onu oraya sürüklemişti.Onsuz yapamıyordu.Ölümün soğuk nefesi ensesinde gezinirken bile yüreği ateşten eriyordu.Aşkın büyüsü karşısında çaresiz kendisini teslim edecekti.Aşkın ölümüne müsaade edemezdi.Hüsranla biten bir aşk hikayesi yerine zaferle biten bir ölüme razıydı.Aşkı için ölecek,korkusuzca ,cesaret örneği sergileyerek sevdiği kadının kollarında son nefesini verecekti.Bundan güzel bir son olamazdı sevdalı biri için.
Av, ağdan ördüğü çarşafın üzerine kendinden geçmiş şekilde uzanıp sızan hint kokusundan da keyif almaya çalışarak, karadulun ellerine teslim etti kendisini.Karadula karşı çıkmayacaktı.Ne yaparsa yapsın zevk almaya çalışacak,ağır adımlarla gelen sıcak ölümü soğuk kanlılıkla karşılayacaktı.
Paslı iskeletini örten kara bir beden tüm kötülükleri de gizliyordu. İçten içe çatırdayan, gün geçtikçe pası artan demir yığının bir gün pof diye parçalanması gibi kara dul da bekliyordu aslında sonunu.Ama ihtiras ve ihanet içine işlemişti.Hiç bir erkeğin aşkı için sonuna kadar gideceğine inanmıyordu.Cazibesinden dolayı onu sevdiklerini,aşk bitince her şeyin sonlanacağını düşünüyordu.Onun için aşk geçiciydi.Erkeklerin aşık olacaklarına inanmıyordu.Önceliklerinin birliktelik olduğunu ,özverili olmadıklarını daima bencillik yaptıklarını fark etmişti.Belki ona tesadüf etmişti ama çevresinde de böyleydi.Üzülüyordu ilk başlarda.Başını yaslayabileceği bir omuza ihtiyaç duyduğunda hep yalnız kalmıştı.Yalnız kaldıkça güçsüzleşmek yerine gücüne güç katmış,duygularını köreltmiş,öfkesini bilemişti.Koskocaman bir karadul olarak nam salmış,erkekleri parmağında oynatmayı başarmıştı.Artık güçlüydü.Ama içi boşaltılmıştı.Duygularını teker teker kaybetmiş,otomatik bir makine gibi çalışıyordu.Tüm avlarıya ilişkinin son raddesine geliyor ve seviştikten sonra her birini öldürüp yiyordu.Her yediği avdan sonra önce garip bir bulantı midesini sarsıyor ardından büyük bir titreme bedenini alt üst ediyordu.Belli bir zaman geçtikten sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyordu.
Sekiz gözünün birkaçı açık etrafı kolaçan ediyor, kapalı olanlar da hazzın doruklarını yaşıyordu. Avıyla hoş vakit geçiriyor onu yumuşatıyordu.Zamanın geldiğini fark eden av arada titreyen bedenine komutlar göndererek sıcakta çözülen buz gibi usulca kendisini bıraktı.Hazzın doruklarındayken ensesinde hissettiği tarifsiz acıyla,neden yaptın demek ister gibi aşkının sekiz gözüne tek tek bakıp pişmanlık ifadesi aradı.Sekiz gözünü de açan dul keyif içinde mırıldanıyor, bir köşede kıvrılan avına acıyan alaylı gözlerle bakıyordu.Dulun üzerindeki kırmızı desenler onu ateşli kılıyor,acıdan kıvranan erkek nedense halen daha onu arzuluyordu.
Veda öpücüğüne boğmaya başlamış, kaskatı kesilen erkeğinin kulağına yaşamdan ve ölümden sonatlar sıralamıştı. Şehla görmeye başlayan erkeğinin gözleri önce seyrek sonra sık aralıklarla açılıp kapanmaya, etrafı buğulu görmeye başladı.
Can alıcı ısırığıyla hayata veda eden av,kırmızıya dönen ağdan yatağın üzerinde yüzü koyun yatıyordu.Aşkı için bilerek koynunda son nefesini verirken bile yüzündeki tebessüm acısını bastırmıştı.Tüm bunlardan bihaber Karadul öfkesini kustuğu bir erkeği daha alt etmişti.Afiyetle erkeğini yiyen kara dul odadan uzaklaştı.Burnuna dolan ağdalı kokudan da uzaklaşmak istiyordu.Tütsünün kokusu erkeğine de sinmişti ve şimdi midesine de usulca sinecekti.Kokunun ağırlığını fazla düşünmeden evden uzaklaşırken yeni avlar aramaya başlamıştı bile…
Melda Zirek

Bunları da sevebilirsiniz.