OLMAYAN SEVGİLİYE MEKTUPLAR/ MELDA ZİREK

    Ne demek istediğimin bir önemi yok sanırım senin nezdinde. Ne yaptığımın da pek ehemmiyeti kalmamış zannımca senin gözünde. Olsun! İnce bir sitem olarak kabul edebilirsin. Olsun. Sen ol  yeterki! Mümkünse de yanımda. Oluşunun, var oluşçuluktan çok ötede bir yerlerde, sadece bana ait oluşunun tatlı hülyalarıyla yaşayayım. Tamam. Kendimi kandırmış olacağım. Kendime haksızlık yapmış olacağım. Zamanla kendimden uzaklaşacağım. Bunların yegâne sebebi sen olsan da, olsun.

   Oysa ne güzel günlere uyanmıştık. Aynı havayı teneffüs ediyor olmanın mutluluğu damarlarımızda hızla gezinirken, ne de hakiki sevişmiştik. Şimdi aynı mekânda bile bulunmaya tahammül kalmamış. Tabii ki bunlar senin nezdinde olan şeyler. Benden yana sıkıntı yok. Ben aynı havayı içimize çektiğimiz için müteşekkirim doğaya! Tanrı’ya! Seni tanıdığım için kadere de teşekkürler. Kaderime razıyım. Böyle olması gerekiyormuş diyor bir yanım. Diğer yanım da kaderini değiştirecek olan yine sensin diren diyor. Aşka, sevgiye diren!

   Bana benden bahset diye kur yapıp, kedi gibi usulca koynuma girişlerini hatırlıyorum. Yaramaz bir kedi gibi kısık gözlerle bana bakıp, e hadi, derdin, hadi ama. Ne olduğunu sorduğumda bozulur, suratını ekşitir, bana beni anlatsana. Nasılım, diye yinelerdin. Anlamazlıktan geldiğimi bildiğini bilir, yine de bilmezlikten gelirdim. Seni büyük büyük anlatırdım. Senden bahsetmeye başlayınca dilim açılır, kelimeler senin adını duyunca farklı bir şekle girer, seni büyük büyük anlatırdı. Kelimeler öyle büyürdü ki inan ağzımdan zor çıkarlardı. Her çıkan şaşaalı kelime benden uzaklaşıp senin omuzlarına tünerdi. Seni okşamaya başlardı her biri. Sen kelimelerden yana zenginleştikçe ben biraz daha küçülür, senin yanında görünmez olurdum. Sen benden daha çok severdin benden çıkan seni! Olsun. Senin sevdiğin her şeyi sevmeye razıydım. Kötülükler bile eğreti dururdu yanında. Yakıştıramazdım. Hep bir beden büyük gelirdi sana. Kötü sözler, kötü bakışlar… Sen iyiliklerin kalıbına göre yontulmuştun. Melekten bir heykeldin, ağır cüssenle pır pır uçuyordun… Yere teğet geçtiğin zamanlarda, işte ben hep oradaydım. Kırılmanı istemeyen ben. Her daim seni koruyan kara melek. Öyle demiştin bir keresinde. Sen benim kara meleğimsin, demiştin.

Neden kara, diye sorduğumda…

Sorma işte sen karasın demiştin. Sineye çekmiş, benim beyaz meleğim öyle istemiş, öyle olsun, demiştim.

Sayfanın kenarını kıvırdı, yeni bir güne bıraktı kalanını.

Bunları da sevebilirsiniz.