Uçurtmalar kirlenmez ,Bu şehr susmaz,durmaz,dinlenmez.

*

   Bu şehir hiç susmaz, durmaz, dinlenmez, kendisini beklemeye almaz. Bu şehir faili meçhullerle, kim vurdular la, pisipisine gidenlerle doludur. Bu şehir yalnızlarla, kendisini yalnız hissedenlerle, zamanla yalnızlığa itilenlerle doludur. Bu şehir doyumsuzlarla, yedikçe doymak yerine acıkanlarla, şiştikçe  vicdanları zayıflayanlarla doludur. Bu şehir her şeye gebedir. Her şeyi, herkesi bağrına basar ayrım yapmaz. Anaçtır… Surlarına, kulelerine, köprülerine, alt geçitlerine türlü insanlar sığınır. Bağrına olmasa da koluna bacağına tutunur birçokları. Başarısız olanların hayatları köprülerin altlarında, boğazın dibinde, son model arabaların altlarında vs. sonlanır zaten. Şehrin ikinci yüzüyle tanışmış olan kişilerin elinden sadece şehrin yalnızlığı tutar. Islak ve gri sokaklar onlar içindir de renkli ve şatafatlı sokaklar renkli insanlar içindir sanki. Bu da şehrin bilinmeyen kaidelerinden biridir. İstisnalar elbette ki kaideyi bozmaz ama geneli budur. Kapitalist sisteme biraz daha yaklaşabilmek adına, başkalarını zengin edebilmek için ceplerini boşaltmaya hevesli ne çok insan var. Ekonomideki bu uçurumlar, çalkantılar, ceplerin dolması, boşalması, marka, konum, vizyon, vs. ne meşakkatli şeyler. Bu kadar çok vakit var mı? Karnını doyuramayan onca insanı görmezden gelen bu sistemin parası olan bir avuç insana gösterdiği ilgi alaka takdire şayandır. Bunca meşakkat ne için. Birileri karnını doyurmak adına bu kadar çabalarken, başka birileri  ne için çabalıyorlar? Bunca çaba istedikleri sonuca götürüyor mu kişileri? En can alıcı soru: Mutlular mı? Öyle olsaydı sahip oldukları onları mutlu etmeye yeterdi. Oysa sahip oldukça sözde çıtayı yükseltmek adına biraz daha yorgunluk, biraz daha çaba. Ve sonuç yine mutsuzluk. Sistemin de istediği bu değil mi zaten? Mutluluğu para karşılığı büyülü bir şekilde sunup, ardından büyüsü geçince çöpe atmak. Çöpe atılan yığınla para. Tabii soyut manada. Nitekim çöp kutularından da paralar taşmıyor!

Bunları da sevebilirsiniz.