VE SAHNE

Ve sahne…

Sihirbaz elindeki görünmeyen nesneyi havaya kaldırır, herkesin görmesi için.Gözleriyle takip eder .Elleriyle iyice kavrar.Burnuna yaklaştırıp içine çeker.Nesne yok olur…

Gözleri ağlamaklı sihirbaz ,yanına yaklaşan palyaçonun şavunu izlemek için dizlerini kırıp, yere oturur.Canlı yeşille boyalı bir gözünü sürekli kırpıştırıp etrafa ürkek bakan palyaço komik görünmekten öte ,hüzün dalgaları serpiştiryordu.Rengarenk kıyafetinin altında sırıtan ve onun sembolü olan koca ayakkabılarındaki yırtıklar komik görünse de sihirbazın içini garip bir şekilde gıcıklıyordu.Turuncu iri dalgalı saçlarının üstüne kondurulmuş ,kafasına biraz küçük gelen komik şapkasıydı belki de en gülüncü.Bisiklet pompasıyla elindeki balonları şişiriyor,dudaklarının çevresini kaplayan kırmızı boya balonlara geçiryordu.Şişirdiği balonları minik el manevralarıyla farklı şekillere sokup kelebek,sosis,kanat,uçak…şekline sokuyordu.Onu izleyen çocuklar ortaya çıkan her yeni şeyden sonra alkışlayıp yanına gidiyor ve almaya çalışıyorlardı.Palyaço ile sihirbazın bakışları nihayet çakıştı. Sihirbaz elinde tuttuğu görünmeyen nesneyi ona doğru uzattı ve şişirmesini istedi.Palyaço şaşkın vaziyette ağzını açmadan pandomim edasıyla neyi ? diye işaret etti.Sihirbaz tekrar elini gösterdi.Ve o anda yüzüne yayvan bir gülümseme yerleşti.
Çocuklar olacakların merakı ve heyecanı içinde ses çıkarmadan bekliyordu.Palyaço biraz duraksadı,düşündü ve sihirbazın elindeki olmayan nesneyi almaya karar verdi.Usulca aldı,dizlerine koydu,bir süre baktı.Ne yapacağına kısa sürede karar vermeliydi.Pompayı deliğine yerleşirip şişirmeye başladı.Her havayı sıkışında boşlukta kaybolan havaya aldırış etmeden devam etti.Palyaço şişirdikçe, sihirbazın yayvan gülüşü daha da belirginleşti. Görevini tamamlamış olmanın verdiği gururla elindekini geri uzattı.Sihirbaz eline aldı.Suratı yere düştü.Şaklabanlık yapmaya başlayan palyaço düşen suratını tekrar geri taktı ve yanından uzaklaşırken gülümsedi.
“En büyük sihrin yere düştü.Geri taktım ama eskisi gibi durmayacak bundan sonra sanırım.Biraz eğreti kaldı.Ben sadece güldürürüm tek hünerim budur,ama sanrıım senin bu hünerin dahi yok” deyip uzaklaştı.
Beceriksiz sihirbazın yayvan gülüşünden eser kalmamıştı.Palyaçonun yaptıklarına gülecek cesareti dahi yoktu.Ürkek ve korkak bir şekilde kendi gölgesinin ardına saklanarak hızla kaçmaya başladı.Koştukça bedeni çözülüyor,özgür olmanın verdiği hafiflikle uçmakla koşmak arasında ince bir çizgide seyredip duruyordu.Bir süre sonra ayakları yerden kesilip boşlukta koşmaktan öte yüzmeye dönüşen hareketlerinin şaşkınlığı altında solungaçlarının çıktığını ,kuyruğunun oluştuğunu fark etti.Kocaman bir balığa dönüşen sihirbaz havada yalpalayarak ve sendeleyerek yüzüyordu.Bir süre sonra tedirginliği yerini tecrübeye bıraktı.Kuyruğunu sağa sola iterek ilerliyor,etrafına daha sağlıklı şekilde bakarak nefes alı veriyordu.Nerde yanlış yaptığını sorguluyordu.Neden zayıf ve beceriksiz bir sihirbaz olduğunu,neden ustalşamadığını ve yalnız kaldığını?Çevresinde kimse kalmamıştı.Herkesi güldüren palyaço dahi ona gülmüş,komikliği bile beceremediğini söyleyip onu aşağılamıştı.
Egolarımdan sıyrılmalıydım diye karar verdi.Kendimi kaf dağında görmemeliydim belki de.Herkesi aşağılayıp,küçük gördükçe demek ki zamanla ben ufalmışım.Ve kendi gölgemden korkak hale gelmişim.Narsist düşüncelerin içinde öyle boğulmuşum ki sudan çıktığımda kimsecikler kalmamış.Ve yapayalnız kalakalmışım.Gidenlerin ardından bakıp hayıflanırken zaman öyle hızlı geçmiş ki ne işe yarar bir şey yapmış,ne de işe yarar bir şey olmuşum.Elimde hiçliğin esaretsiz bedelsiz yüreğiyle kalakalmışım.Sihrimle kendimi yok etmişim farkında olmadan. MELDA ZİREK283ade270aced6f95d14569170205754_1284375697

Bunları da sevebilirsiniz.